• İktibas

  • İktibas

  • İktibas

  • İktibas

Copyright 2017 - Custom text here

Murat BARDAKÇI / Çocukluğumun yaşlıları, Sultan Abdülhamid zamanın gençleri idiler

 

Murat BARDAKÇI 

Çocukluğumun yaşlıları, Sultan Abdülhamid zamanın gençleri idiler...

Evimiz, Yıldız Sarayı’na birkaç dakika mesafedeki Teşvikiye’de idi; aile büyüklerim bu semtte ve bu evde doğup büyümüşlerdi, kendilerini “sarayın komşusu” addederlerdi ve evde Abdülhamid’in bahsinin geçmediği gün yoktu...

Murat Bardakçı

Ya Yıldız’daki Cuma selâmlıklarını, faytonuyla camie giden hükümdarı birkaç defa gördüklerini anlatırlardı; yahut nâdir de olsa bazı günlerde, özellikle de bayramlarda saraydan “komşu hakkı” diye gönderilen yemekleri, meselâ kâsede zangır zangır titreyen elmasiyenin nefasetini yahut o devrin meşhur saray paşalarının ayyuka çıkmış rezaletlerini...

Hani şimdinin yaşlıları sohbetlerinde bundan 60-65 sene öncesinden bahsederken “İsmet Paşa zamanı şöyleydi, Demokratlar gelince böyle oldu, Celâl Bayar bir gün demişti ki, 27 Mayıs’tan sonra ah neler neler yaşadık!” diye anlatırlar ya, işte onun gibi... Bizim evin ve mahallenin büyükleri için 60 sene öncesi Sultan Abdülhamid’in devr-i iktidarı idi ve hemen her gençlik hatırasında padişahın mutlaka bir yeri vardı.

Hanımlar için Sultan Abdülhamid demek, o kadar sene sonra bile hâlâ ucuzluk, bolluk ve “on paraya alınan ekmek” demekti ama erkekler pek o kanaatte değildiler. Padişahtan hâlâ “Efendimiz” diye bahseden büyükbabalar, beyefendiler yahut filânca bey amcalar tabii ki vardı ama “Taif’e yollanmaktan falan Paşa’nın Zaptiye nezdindeki tavassutu sayesinde son anda kurtulduğunu”, o günlerde pek rahat nefes alamadıklarını ve jurnalciliğin nasıl bir belâ olduğunu anlatırlar, sonra “İstibdat gitti, Hürriyet geldi ama beter olduk, Hürriyet’te de söz söyleyebilmek ne haddimize?” derlerdi.

“İstibdat” Sultan Abdülhamid’in zamanı, “Hürriyet” de İkinci Meşrutiyet demekti...

GÜNLÜK KONUŞMADA YOKTUR!

Şimdi, son senelerde hemen her gün işittiğimiz “Sultan Abdülhamid Han” ifadesi beni şaşırtıyor! O devirleri yaşamış olan kadın, erkek, yaşlı, az yaşlı, çok yaşlı İstanbullular padişahtan sadece “Sultan Hamid” diye bahsederlerdi. Arada bir “Sultan Abdülhamid” ve nâdir de olsa “Efendimiz” diyenler çıkardı; hattâ Abdülhamid’in zamanından bahsederken bilerek değil, Meşrutiyet sonrasındaki yoğun karalama kampanyalarının tesiri ile “istibdat” sözünü kullananlar da olurdu ama, hükümdar, İstanbullu için “Sultan Hamid” idi...

İsimleri kısa şekilleri ile kullanma tercihimiz padişahların adlarına da tatbik edilir, meselâ Sultan Abdülâziz’e “Sultan Aziz”, Sultan Abdülhamid’e de “Sultan Hamid” denirdi, Sultan Vahideddin’e ise sadece “Vahdettin”.

“Sultan Abdülhamid Han” terkibi beni işte bu yüzden şaşırtıyor, zira padişahı bizzat görmüş olanlardan bile “Han” unvânını hiç işitmedim. “Han” ibâresi gerçi resmî yazışmalarda yeralırdı, meselâ hükümdarın tuğrasında “Abdülhamid Hân bin Abdülmecid el-muzaffer dâimân” yazılıydı ama o kadar. Diğer padişahların bazılarının tuğralarında Birinci Mahmud’a kadar en başta “Şâh” sözünün yeralması ama günlük konuşmada kullanılmaması gibi...

İKAME VASITASI YAPILDI!

Bugün sadece Sultan Abdülhamid’in değil, birçok padişahın isminin sonuna mutlaka “Han” ibâresi ilâve ediliyor, isim öyle yazılıp öyle söyleniyor, sebebi de hükümdarı yüceltme maksadıyla bu unvandan istifade çabası...

Sultan Abdülhamid, son zamanlarda geleneksel “ifrat yahut tefrit” âdetimizin maalesef bir unsuru hâline getirildi. Geniş bir çevrede uzun senelerden buyana “mazlum” kabul edilen hükümdarın hatırası şimdi bir “ikame” vasıtası olarak kullanılıyor ve diğer taraftaki isimlerin karşısında tabulaştırılmasına, hattâ putlaştırılmasına çalışılıyor...

Bunu yapanlar da uzun seneler boyunca tabulaştırmaya karşı çıkanlar...

Daha önce yazmıştım, tekrar söyleyeyim: Son dönem tarihimizin en önemli isimlerinden olan Sultan Abdülhamid hataları, sevapları ve herşeyi ile bize aittir. Hakkında hakaretâmiz sözler sarfedip uluorta konuşmak ne kadar ayıp, gereksiz ve saçma ise, bunun tam aksini yapmak, yani isminin etrafında kerâmete kadar uzanan bir efsaneler yumağı örüp tabulaştırma çabasına girişmek de o kadar yakışıksızdır.

Hayal bu ya... Hükümdar şimdi mezarından çıkacak olsa sadece aleyhinde veryansın edenleri değil, putlaştırma heveslilerini de emin olun ânında Taif’e postalardı!


http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1411623-sultan-abdulhamid; 03.03.2017

f t g m